Azıcık güneş gördük mü?
Kas 23rd
Hafta sonuna denk gelen güneşli günler gibisi var mı?
Uzun bir ev hapsinin ardından kendinizi İstanbul’un en güzel yerlerinden birine atmak.
Hiç bağırış çağırış olmadan toza, toprağa bulanmak.
Yorulunca bir masaya çöküp, karnı simit-ayranla doyurmak.
Tüm sıkıntıları bir kaç saatliğine de olsa unutmak, rahatlamak, mutlu olmak.
Biz dün!
Kas 9th
Eğer dün evde oturup pinekleseydik kendimi hiç affetmezdim.
O kadar güzel bir hava vardı ki dışarda, tam da benim sevdiğim gibi.
Ne çok soğuk, ne çok sıcak. Bir hırka hayatını kurtarsın, çıkart serinle, giy ısın.
Bu havalarda dağ, bayır, orman dolaşmaktansa yakın bir yere gitmek daha mantıklı.
Malum pastırma sıcakları bunlar havanın ne zaman değişeceği belli olmaz, kaçırmamak lazım güneşi.
Emirgan da hep söylüyorum ya harika bir yer bizim için.
Koşturduk, kumlandık, kaydık, soluklandık, boyandık.
Bir ara yeniköy’e inip, yemek aldık geldik. Oturduk yemeğimizi de yedik.
Bayılıyorum böyle tıka basa hareket dolu günlere, yaşadığımı hissediyorum.
Trafikte zaman öldürmediğim, tv başında agresifleşmediğim, oturduğum yerden oramın buramın ağrımadığı, günün sonunda tatlı bir yorgunlukla koltukta kıvrıldığım günlere.
Oğlum ayrı mutlu, biz ayrı mutlu.
Kıskanıyorum köy, kasaba hayatını böyle durumlarda ama yok hiç benim harcım değil.
Bir müddet sonra o da batar bize.
Arada böyle kaçamaklar kendimize getirsin bizi, kafi.
Hafta sonu
Eki 27th
Buraya kadar cumartesi!
Uzun süredir tanışmak istediğim iki harika insanla görüştüm cumartesi. İkisini de FF den tanıdım, sevdim.
Onların sayesinde Fıccın ı keşfettim, harika da bir fıccın yedim. Tamam o kadar büyüktü ki hepsini yiyemedim.
Ama çook güzeldi. (Foto bile çekmemişim düşün, gözüm dönmüş demek ki)
Aslında pek bir meşhurmuş da ben bilmiyormuşum.
Oradan en lezzetli Türk kahvesini içmek için başka bir yere götürdüler beni. MmMm diyebiliyorum sadece.
Adını hatırlayamıyorum ama Takıl diye bir yer vardı yanında. (Asmalımescitin oralarda)
Ben hiç bu tarafını bilmiyordum Taksim’in.
Daha önce Galatasaray lisesinin öteki tarafına inmemiştim hiç.
Meğer ne güzelmiş, ne ışıl ışılmış. Tam bir Taksim cahiliymişim yazıklar olsun bana.
Hele bir Asmalımescit gördüm ki aklım orada kaldı. İlk fırsatta “akşam” gidip tadını çıkaracağım oranın.
Bunlarda Pazar gününden…
Kahvaltıdan hemen sonra kendimizi dışarı attık ve park’ a doğru yola çıktık.
Bebek yine tıklım tıkış bi etkinlik mi ne varmış, amman dedik uzaklaşalım.
Her 2 ayda bir yaptığımız hatayı tekrarlayıp, lanet trafiği unutup sahil yolundan Emirgana gitmeye karar verdik.
Ama değdi, çok güzeldi. Herkes piknik sepetini almış, gelmiş yayılmış masaların üzerine.
Çocuklar babalarıyla top oynuyor. Çok hayıflandık elimiz boş geldiğimize.
Can önce bir kuma buladı kendini, artık kulaklarından kum fışkırınca aldık onu kumsuz bir parka götürdük.
Emirgan’ın en çok bu tarafını seviyorum işte. Her yer park, her yer masa.
Doldu, yer bulamadım derdi yok. Çocuk parkta, oturduğum yerden göremiyorum derdi yok.
Temiz, sakin. Yürümek için harika parkurları var.
Şimdi ki planımız bir piknik sepeti ve can’ın bisikletiyle hafta sonları burayı işgal etmek!!!
Dönüşte de acıktık tebiii bir de ziyafet çektik kendimize

Noldu bitmeyecek mi sandın???
Bitti ama ahahahahaha.

































