Vernaison
May 4th






































2.günün sabahı daha bir mutlu, rahat uyandık elbette.
Dün geceden yaptığımız programımız, gidilecek yerler listemiz, hepsi hazır.
O yorgunlukla, geç vakit uykumuzla, sabahın 7’sinde nasıl dikildim hayret.
Sadece bir gün değil her sabah 7 de ayaktaydım. Gece 3-4 de yatmışım, ayaklarım davul olmuş hiç farketmedi.
Sabah kendimizi toplayıp sokağa attıktan sonra, ilk işimiz açık bir pastane bulmak oldu.
Yiyecek birşeyler alıp vakit kaybetmemek için araba yemeye karar verdik. Yediğim en güzel kruvasanlardı, misss.
İlk durak Vernaisondu. Cenk‘in postunda okuyup, öğrenmiş hatta bir kaç bilgi istemiştim. Nerede olduğu elimizde yazılı, gprs cizahımız da var iken bulmak epey zor oldu.
Orada bulunan başka bir iki pazara yönlendirdiler hep sorduklarımızda.
Fotolarda da gördüğünüz gibi biri bildiğiniz “pazar”, diğeride Paris’te gördüğüm en rezil yerdi.
Sonra en iyisi arabayı park edelim, yürüyelim bari dedik… garajdan bir çıktık karşımızda kocaman bir tabela. Vernaison!
İyi ki gelmişiz dedim sürekli, gerçekten çok güzeldi.
Hatta arkadaşlarımız buraya daha önce gelmediklerinden onlarda pek keyiflendiler.
Eski fotoğraflar, gümüş servis takımları, eski mobilyalar ve oyuncaklar favorilerimdi.
Onlara bakınca gözünüzde canlandırmadan edemiyorsunuz… kimbilir kimlerin evinde, nasıl bir zamanda,ne güzel ya da ne zor şeyler gördüler. Hele fotoğraflar.. arkasında yazılar, teşekkür mektupları, bebek haberleri.
Gerçi fiyatlar biraz pahalıydı… tabii bunda benim her fiyatı x2 yapmamın etkisi büyük (:
Bir kaç birşey aldık tabii ama gönül isterdi daha çok alayım, hatta mobilyaları sırtlanayım.
Son fotoya gelince… ilk gün havanın çok sıcak olması dolayısı ile (suçuda hep böyle başka şeylere atarım) buz gibi colayı gortgort içince, ertesi gün boğaz ağrısıyla kalktım tebi.
Vernaison’dan çıkıp ya ben çooh kötüyüm, bugünde pazar nereden bulacağız nöbetçi eczaneyi derken… bir nöbetçi eczanenin önünden geçmekte ayrı bir güzellikti.



