Daha dün gibi…

İşte tam 4 sene önce, şu saatlerde bu durumdaydık biz.
Daha durumu idrak edememiş emanet bi anne, kucağında herşeyden bi haber sudan çıkmış balık pozunda bay CanCan.
İkisi de birbirine henüz çok yabancı… her ne kadar 9 ay platonik bişi olmuşsada aralarında, yeni yeni tanışıyorlar aslında.
Kimse kimsenin sıfır noktasını görmemiş henüz. Herşey süt liman… İlk anlar, ilk bakışmalar.

Daha dün gibi diyorum ama hatırlamaya çalışıyorum da, bazı anlar kaybolmuş çoktan hafızamdan.
Bazıları ise hala çok taze… Eminim ömür boyu da öyle kalacaklar.
İlk karşılaşmamız mesela, ilk çaresizliğim (seni anne olarak susturamayışım ve hemşirelere emanet edişim)
sonra ilk beslenme saati, ilk çiş kazası… Uykusuz gecelerin bi çoğu, arabayla gece yarısı sokaklarda turlayışımız, ne kadar abuk yöntem varsa uyku için acemilikten uygulayışımız, genzimdeki o mis kokun (artık nasıl çekmişsem içime hala biraz kalmış).
İlk mırıldanışların, aguların… İlk adımların… Banyoların…
Aklımda kalanlar kadar unuttuklarım var işte, onlara da üzülüyorum.
Keşke diyorum bazı anlarda…”fotoğraf makinesine ve kameraya ulaşamadığım anlarda”… gözlerim kaydetse şu anları, kaçırmasak hep hatırlasak.
Gerçi çocukluğumdan kalma 50-60 fotoğrafla idare edebiliyorken ben, sen daha 4 yaşında kurduğun binlerce fotoluk albümünle az buçuk anımsarsın çocukluğunu…

Ve işte aradan tam 4 sene geçti… bu arada neler oldu, neler bitti ve sen şimdi kocaman bi adam.
Nerdeee böyle kucakta yatıp uyumalar, nerdeee bi göğüs dolusu sütle doymalar, nerdeee uzun uzuun sabit bakışmalar…
Ama ne yalan söyliim ben çok memnunum halimden. Büyüyünce daha zor, mumla arıycaksın bu zamanları diyenlere o zaman da demiştim şimdi de diyorum. Hadii canııım…
Oturup karşılıklı yemek yediğim, sıkılınca beraber film seyrettiğim (evet filmler genelde animasyon ama ben de bayılırım zati), kimi zaman benim onun yaşına indiğim, bazen de onun büyüyüp bana eşlik ettiği oyunlar oynadığım bi arkadaşım var benim.
Onun sayesinde lunaparkta ki herşeye binebiliyorum mesela, o da bizim biraz sorumsuz bi anne baba olmamızdan kaynaklı roller coaster a binmiş bi çocuk.
Bazı anları çok ama çok zor geçmiş olsa da, hayatımın en şenlikli, en eğitici, en güzel senesiydi bu 4 sene…
Artık en önemli sıfatım onun annesi oluşum… Ve bu sıfattan çok ama çok memnunum.

30 sene geriye saralım lütfen


Ve beni bu yakışıklıyla bi araya koyun ;)

Hamur=Lost


Duydum ki lost indirilmeye hazırmış, beklemem hata… Hemen çocuun önüne bi iki hamur topu, alet edevat…
Kocaya inat ondan önce izledim bu sefer, ohh.
Yalnız izlerken üzülüyorum, bitmesin yaaa, bitmesiin :/
(gerçi saçmalayacağına bitsin tabii, bizimkilerin şekline bürünmesin)

Pazar, cadde, sevgililer günü…







Can, “annee şevgililer günün kutlu olsun” dedi bana arabada giderken.
Ben araba kullanan Ahmet’in yüzüne imalı imalı baka kaldım o sıra. Çünkü o ana kadar kimse kimsenin bi gününü kutlamadı… Ve devam etti “sana hediye de aliiim mi anne”? Hööönk… Nasıl yani?
Ahh be oğlum sen daha 3,5 yaşındasın şunu idrak edebiliyosun ya, 30 olunca bu idrak yeteneği nereye gidiyor ben anlamıyorum!

Related Posts with Thumbnails