Karpuz Kabuğu












Yaz demek,
Bol, bol salata demek…
Deniz demek…
Kendi bikinin İstanbulda kalsa bile, pes etmeyip anne mayosuyla kendini sulara bırakmak demek…
Ayakların suyun içinde kendinden geçmesi demek…
Kocayla bol bol vakit geçirmek demek…
Sebepsiz yere gülmek demek…
Yaşa bakmadan tekrar çocuk olmak demek…
Akşam üzeri çoluk çocuk tek tişörtle dışarı çıkabilmek demek…
Bisiklet demek…
Taş atmak, sahilde sakin sakin güneşin batışını seyretmek demek…
Doyasıya yeşil, rengarenk çiçekler, bol bol mutluluk hormonu demek…
Erik, kiraz, ağaçtan topladığın meyveleri hemencecik yalayıp yutmak demek…
Şahane gün batımları demek…
Rahat rahat fotoğraf çekebilmek demek.

Bebek’te şenlik var.



Bu bilekliklerden bir tanesi artık benim! Çok güzeller, çok.





Bu eteklerde aklım kaldı :/




Bu kuşlardan alacaktım ama unutmuşum, fotolara bakınca hatırladım. Keşke bir kart alsaydım.


En sevdiğim stand! Mavi salyangozu da alsaydım keşke :)





Ve tabii ki şeker biu…



En sevdiğim ikinci stand!




Ve siesta time :)

Ben hafta sonu İstanbul dışında olacağım için cumadan gittim şenliğe dolayısı ile bütün standlar henüz tam açılmamıştı.
Ama cumartesi, pazar siz kaçırmayın mutlaka gidin emi, çünkü çok güzel şeyler var.
El emeği, hayır işleri için satılan ürünler, kıyafetler, mobilyalar çimlerde sizleri bekliyor.
Bir anaokulunun (yanlış hatırlamıyorsam Yaratıcı Anaokulu idi) öğrencilerinin ve onların annelerinin yaptıkları şahaneler Mardin’de ki bir okul yararına satılıyormuş mesela. Salyangozlar, bebekler, kıyafetler hepsi birbirinden güzel.
Aslı Girgin’in (AG d’sign) kolyeleri ve küpeleri ise beni benden aldı. O kadar sade ve naif ki tasarımları, hepsini almak istiyorum.
Nar ürünleri de şenlikte, aklınızda olsun!

Aldıklarımın hepsini fotoğraflayamadım için ganimetler daha sonraki postta ;)

“Eat, Pray, Love” Fragmanı

Defalarca en baştan okumaya başlamış, okuduğum bazı kısımlarını da çok sevmiş olmama rağmen şu kitabı bir türlü bitiremediğime inanamıyorum. İtalyancadan bahsettiği satırlar çoktan hafızama kazınmış halbuki.
Az önce rast geldiğim fragmanından sonra ona bir şans daha tanıyorum, hava da buna son derece müsait şu an ve bu gece tekrar okumaya başlıyorum.

Bu filmi izlemek istememin, fragmanından bile son derece etkilenmiş olmamın en büyük sebebi Julia Roberts aslında.
Bu kadını ben neden bu kadar çok seviyorum. Onsuz çekilen filmler neden hep eksik.
Sinemaya ara verdiği dönemdeki filmler neden hep vasat.
Bu arada filmde Javier Bardem de varmış kii, off artık tadından yenmez.

Knorr’la çok eğlendim, çook







Bugün öğleden sonra başlayan ve akşama kadar süren çok şahane bir etkinliğe davet edildim.
MSA yı bol bol dinlemişliğim, etkinliklerinin fotoğraflarına bol bol iç geçirmişliğim var daha önceden.
Ne yalan söyleyeyim giden arkadaşlarım olduğunda “ahh keşke ben deee” dedim için için hep.
Ve bugün şanslı kişilerden biriydim.
Knorr çok güzel bir etkinlik hazırlamış bize.
Yemekler yaptık…yedik…güldük…eğlendik…öğrendik.
Bazen böyle çok öve öve yazıyorum ya valla içimden geldiği için, çok beğendiysem ve keyif aldıysam yani.
Sevmediysem bilin ki mırın kırın ediyorum, yarım ağız anlatıyorumdur.
Knorr ürünlerini zaten kullanırdım da, bugünden sonra daha bir içim rahat alacağım mesela, öğrendiklerimden sonra.
Malzeme ve üretim konusunda bu kadar hassas ve müşteri memnuniyetini bu kadar önemseyen eminim çok az firma vardır.
Kıymetlerini bilmek lazım.

Firma hakkında kısa bir bilgilendirmeden sonra şefimiz Mehmet Soykan’la çok eğlenceli bir mutfak macerasına başladık. Sitesinde de bulabileceğiniz şahane tarifler denedik, hazırladık, pişirdik sonra da bi güzel yedik (:
Pelin‘le ekip olduğum için ayrıca şanslıyım tabii, benim gibi bi beceriksize düşseydim napardım bilmiyorum.
Ama Knorr’la aç kalmazdım o da ayrı, hiç olmadı mercimek köftesini yapardım.
Hala aklımda, verilen pakette var mıydı acaba (:

Bu da çok eğlendiğimizin resmi değildir de nedir, sorarım size (:
Sabrından dolayı Boraya koocaamann bi alkış (:

Related Posts with Thumbnails